MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN'İN AYDINLIKÇILAR DAVASINDAKİ SAVUNMASI

 

İşçi Partisi Gladyo’nun kara propagandasının hedefi olmuştur.
İddianamede, sözde Ergenekon Terör Örgütünün kara propaganda yaptığı iddia edilmekte ve biz de bu propaganda ile ilişkilendirilmekteyiz. “Kara Propaganda”, Gladyo’nun psikolojik savaş teorisinde kullanılan bir deyimdir.
İddianameye alınan, psikolojik harekâtın kara propaganda ile ilgili bölümü şöyledir:
“Psikolojik harekâtın; hedef kitlenin düşünce ve davranışları istenilen doğrultuda yönlendirmek amacıyla yürütülen her türlü faaliyet olduğu, yalan, iftira ve sahte delilleri kullanan kara propagandanın, bunlar arasındaki en acımasız yöntem olduğu, kitle iletişim araçlarının propagandanın olmazsa olmazı olduğu anlaşılmaktadır.” (İddianame, s.29)
Sayın Yargıçlar,
İddianame, İşçi Partilileri suçlamak için alıntılar yapılmış, ama bizim hangi “kara propagandayı” yaptığımıza ilişkin tek bir örnek verilmemiştir.
Gerçekte ise biz İşçi Partililer olarak tam 40 yıldır Gladyo’nun “kara propagandasının” hedefindeyiz. Ama bizi hedef alan kara propaganda hiçbir dönem, son beş yıllık dönemde olduğu kadar yoğun olmadı.
Bazı örnekler verelim:
1- “İşçi Partisi’nden Yargıtay Krokisi çıktı”. İşçi Partisi’den götürülen CD’ler içinde olmayan bir CD’den çıkan bu kroki, bilindiği gibi, Genel Başkanımız daha sorguda iken Taraf gazetesinde 23 Mart 2008 tarihinde manşet oldu. Üstelik gazetede yayınlanan faksın tarihi 13 Mart. Yani İP Genel Merkezinde arama yapılmasından bir hafta önce.
2- “Doğu Perinçek’in referansıyla Barzani, Talabani ve PKK’ya 2 tır içinde 24 bin silah gönderildi.”
3- “Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’a suikast yapacaklardı.”
4- “İzmir’de NATO üssüne saldıracaklardı.”
5- “Doğu Perinçek Veli Küçük’e gönderdiği belgede ‘arz ederim’ dedi.”
6- “Perinçek, Çin ve Rusya servisleriyle çalışıyor.”
7- “Perinçek, PKK’nın gizli ikinci lideri.”
8- İP Genel Sekreteri Nusret Senem, bürosundan bilgisayar hardisklerini yakmak isterken yakalandı.
Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. İşte “kara propaganda” budur. Tamamen yalan ve iftiraya dayanmaktadır. Bize karşı yapılmıştır. (EK-10) bütün bunların yalan olduğu mahkeme kararları ve resmi belgelerle kanıtlanmıştır.

Savcılar geri aldıkları iddiaları tekrar yazıyorlar
Yargıtay krokisi, İzmir’de NATO tesislerine saldırı planı ve Org. Yaşar Büyükanıt’a suikast gibi iddialar 1. Ergenekon iddianamesinde yer almıştır. Mahkeme, duruşmada CD’leri getirmiş ve üzerinde iddia edildiği gibi imza olmadığını tutanağa yazmıştır. Bunun üzerine savcılar hazırladıkları 2. Ergenekon iddianamesinde bu konularda bir suç isnadında bulunmadıklarını belirtmişlerdi.
Buna rağmen aynı iddialar dört buçuk yıl sonra şimdi bizimle ilgili olarak hazırlanan iddianameye de konulmaktadır. Görülüyor ki burada sözkonusu olan hukuki kaygılar değildir. Bu iddialarda bir ciddiyet yoktur.

Kim Gladyo’nun amacına uygun hareket ediyor?
İddianame, Ergenekon Terör Örgütünün amacı; “Sürekli iç çatışma ve kaos yaşayan, komşu ülkeleriyle düşman, insan hakkı ihlallerinin yaşandığı, ekonomik kriz, etnik çatışmalar ve terör örgütleri ile uğraşan, ekonomik yönden zayıf bir ülke yaratmaktır” diye yazıyor. (İddianame, s. 25-26)
Bu iddiaların hiçbiri İşçi Partisi ile birlikte düşünülemez. Ama AKP iktidarının pratiğine bakıldığı zaman, iddia edilen durumun her alanda yaratılmış olduğu görülecektir.
AKP iktidarı döneminde, Türkiye; izlenen politikaların sonucunda;
- Sürekli iç çatışma ve kaos yaşamaktadır.
- Bütün komşu ülkelerle düşman olmuştur.
- İnsan hakkı ihlallerinde Türkiye dünyada ön sıralardadır. Avrupa’da birincidir.
- Etnik çatışma ve terör yıllar içinde artmıştır.
- Toplam borç yükü Cumhuriyet döneminin tümünde olan borçlanmasının iki katına çıkmış, özelleştirmeler ve hortumlamayla milli ekonomi ağır darbe almıştır.
Bu durumda AKP, iddianamede tarif edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün amacına uygun hareket etmiştir. İsminin ne olduğu bir yana AKP iktidarının, Gladyo’nun amacına uygun hareket ettiği bir gerçektir.

















VI. GİZLİ TANIK İFADELERİ
İddianamede bir de “Gizli tanık” bulunmaktadır. Gizli tanık “Kurşun”a göre 2004 yılı Ekim ayında İşçi Partisi Genel Merkezi’nde ben kendisiyle ilk defa karşılaşmış ve tanışmışım. İfadeye göre ilk defa karşılaştığım “Kurşun”a, “İşçi Partisi’nin Orduyu müdaheleye ikna etmek amacıyla kampanya açtığını, bu amaçla bütün yurtta Genelkurmay’a faks-telgraf çektirdiklerini ve kendilerinin de Kırıkkale’de aynı şekilde hareket etmelerini” söylediğim iddia edilmektedir.
Yine Gizli Tanık “Kurşun”un iddiasına göre Kırıkkale’ye dönüp ertesi gün “Genel Sekreter istiyor” diye il başkanına toplantı düzenlettiklerini ve kendilerinin o toplantıya ses kayıt cihazı ile gidip, konuşmaları kaydettiklerini söylemektedir.
En ufak bir kanıtla desteklenmeyen “gizli tanık” ifadesine itibar edilemez. Savcılık ifadem sırasında sordum: Madem böyle bir tanık ifadesi var, Genelkurmay’a yazıp sorun. “İşçi Partililer bahsedilen tarihte, Genelkurmay’a söylenen faksı, mektubu göndermişler mi?” diye.
İddia makamı, bizim talebimiz üzerine sormuş. Gelen cevap “Bu tür evrakları beş yıl geçince imha ediyoruz. Dolayısıyla isteminizi karşılamamız mümkün değil.”
Gizli tanık 2009 yılında ifade vermiş. Yani 5 yıl daha dolmamış. Ama anlaşılan Özel Yetkili Savcı bu ifadeyi ciddiye almamış ve hiçbir araştırma yapmamış.
Sayın Yargıçlar,
İşçi Partisi’nin darbelere karşı tavrının ne olduğunu öğrenmek için gizli tanıklara gerek yok. Türkiye’nin en çok yazan çizen partisiyiz. Hemen her konuda görüşlerimizi yazılı hale getiririz. Çünkü politikalarımız biricik silahımızdır ve o politikalar halk tarafından benimsendiği zaman bir anlam ifade eder. Gizli tanığın “darbe olsun” diye çalıştığımız yalanını söylediği 2004 yılına ait bütün arşivlerimiz de incelenebilir. Suçlama benimle ilgili olduğu için 2004 yılı Mayıs’ı ile 2005 yılı Mayıs’ı arasında yazmış olduğum bütün yazıları bilginize sunuyorum. (EK-11)
Ayrıca 18 Eylül 2004 tarihinde tarafımdan kaleme alınmış olan “Kırılma Noktasına Giderken Durum ve Görevlerimiz” başlıklı belgeyi de dikkatinize sunuyorum. Belge, Emniyet tarafından imajı alının bilgisayarımda bulunmaktadır. Yani şuanda adli emanettedir. Hiçbir yerde yayınlanmadığına göre, demek ki Parti organlarına sunulmak üzere kaleme alınmıştır. Yani bir iç yazışmadır. Belge İşçi Partisi’nin ne yapması gerektiğini anlatmaktadır ve baştan sona gizli tanık “Kurşun”u yalanlamaktadır.
Gizli tanık Kurşun, 16.11.2009 tarihinde Savcı Zekeriya Öz’e verdiği ifadesinde de belirttiği üzere jandarma için çalışan bir “muhbir”dir. Yine ifadesinden anlaşılacağı üzere sadece muhbirlikle yetinmemiş, kışkırtıcı ajanlık da yapmıştır. Söylediklerinde bir mantık yoktur. İşçi Partisi’nin Genel Sekreteri ilk defa karşılaştığı bir kişiyle il örgütüne talimat göndermez. Yasal bir parti toplantısına ancak bir kışkırtıcı ajan, dinleme cihazı ile gider. Ciddi ve hukuka uygun bir yargılamada Gizli Tanık Kurşun’un ifadesine itibar edilmesi mümkün değildir.


YASAL BİR PARTİNİN YÖNETİCİLERİ VE ÜYELERİNİN BİRBİRLERİYLE İLİŞKİLERİ “TERÖR ÖRGÜTÜ İRTİBATI” OLARAK SUÇLANAMAZ!
İddianamede, “Diğer Ergenekon Silahlı Terör Örgütü sanıkları ile irtibatı” başlığı altında telefon görüşmesi yaptığım kişilerden hareketle sunulan kanıt, bu iddianamenin sadece ne kadar ciddiyetsiz olduğunu gösterir.
Tunç Akkoç, Ufuk Akkaya ve Ferit İlsever’in rehberlerinde telefonum kayıtlıymış. İddianamede, bu açıdan iyi bir inceleme yapılmadığı kesindir. Uzun yıllar İşçi Partisi Genel Sekreteri, Genel Başkan yardımcısı ve Genel Başkan Vekilli olarak telefonum; İşçi Partisi’nin Genel Merkez, İl, İlçe ve Belde yöneticilerinin tümünün, 50 bin üyesinin çoğunluğunun rehberinde bulunur. Onun için Ergenekon davasında yargılanan İşçi Partililerin tümünün rehberlerinde telefonumun bulunmasından daha doğal bir şey olamaz.
Turhan Çömez, Sinan Aygün ve Emin Gürses dışında irtibatım olduğu iddia edilen isimlerin hepsi İşçi Partilidir. Parti yöneticilerinin ve üyelerinin birbirleriyle telefonda konuşmasını suç kanıtı saymak, aslında ortada bir suç olmamasının yol açtığı çaresizliğin sonucudur.
Turhan Çömez, Sinan Aygün ve Emin Gürses’le yaptığım telefon konuşmalarım eğer suç idiyse niye bu görüşmelerden bir tanesi bile dava dosyasında bulunmuyor? Sinan Aygün Ankara Ticaret Odası Başkanı, Emin Gürses Türkiye’nin seçkin aydınlarından biri. İşçi Partisi Genel Başkan yardımcısı olarak birer sefer konuşmuşum. Aslında az konuşmuşum.
Sayın Turhan Çömez’i, Ankara’da düzenlediğimiz bir “Ekonomi Çalıştayı”na konuşmacı olarak davet ettim. Telefon görüşmelerimiz bunun üzerine oldu. Ama belirttiğim gibi, eğer bu konuşmalar suç kanıtı olarak görülüyorsa hiç olmazsa bir tanesi iddianameye veya eki olan klasörlere konulsaydı. Hiçbirini yapılmamış, çünkü suç yok.
İddianamede, Sayın Şule Perinçek ile olan telefon konuşmalarımın “Diğer Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Sanıkları ile irtibat” kapsamında yazılması ise tek kelime ile vahimdir. Kanunsuzluğun hangi boyutlara vardığını göstermektedir.
İddianame, Perinçek soyadını taşımanın sanık sayılmak için yeterli olduğunu göstermektedir.












VII. SONUÇ ve İSTEM
Sayın Başkan,
Sayın Yargıçlar,
Ben İşçi Partisi’nin üyesiyim. Ve yıllarca Genel Sekreterlik ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini yaptım. Benim için bundan daha büyük onur yoktur.
İdeolojimiz ve programımız bellidir. Görüşlerimizi bugüne kadar her koşulda taviz vermeden ve göğsümü gere gere savundum. Emperyalizme ve Ortaçağ karanlığına karşı tam bağımsız ve demokratik Türkiye için mücadele ettim. Bu mücadelenin diğer adı 150 yıldır halkımızın verdiği mücadelenin sürdürülmesi ve hedefine ulaştırılmasıdır. Türkiye, Kemalist Devrimle geçen yüzyılın başında büyük atılımını yaptığı ama tamamlayamadığı mücadelesini başarıya ulaştıracaktır. İşçi Partisi bunun mücadelesini veriyor.
1970’lerin 12 Mart rejiminden bu yana 4 kez tutuklandım. Her seferinde Partimi ve fikirlerimi, başım dik, onurla savundum. Şimdi yine İşçi Partisi’nin yöneticilerinden biri olarak karşınızdayım. Ama bu sefer 40 yıldır mücadele ettiğim karşıdevrim merkezinin, bütün Türkiye’yi hedef alan bir tertibi nedeniyle yargılanmak isteniyorum.
Sayın Yargıçlar,
Bu nafile bir çabadır. Bütün siyasi yaşamı boyunca emperyalizm kaynaklı her tür teröre karşı mücadele etmiş ve çok sayıda mensubunu bu mücadelede şehit vermiş İşçi Partisi’ni “terör”le yan yana getirmek mümkün değildir.
Şimdi ülke ve millet olarak Cumhuriyet tarihinin en büyük emperyalist saldırısı ile karşı karşıyayız. Türkiyemizi bir yandan ABD emperyalizmi hesabına bütün komşularıyla sonu gelmez çatışmaların ve savaşların içine sürüklüyorlar. Öte yandan Cumhuriyet Devriminin bütün kazanımlarını yok ederek bizi Ortaçağın kör kuyularına yuvarlamak istiyorlar.
Bunu başaramayacaklar.
Milletimiz buna izin vermeyecektir. İşçi Partisi bu mücadelede, halka önderlik etme görevini yerine getirecektir.
Dava dosyasının ek klasörlerinde yer alan bütün telefon konuşmalarımız, Partimize ait olan bütün belgeler, şahsen benim tarafımdan hazırlanmış olan bütün belgeler, hepsini kabul ediyoruz. Bize ait olan belgeler ile iddia makamının bize suçlama yöneltmek için kullandığı Gladyo belgeleri birbirinin zıddıdır. En ufak bir ortak noktaları bulunamaz.
İşçi Partisi, Türkiye’nin en dürüst partisidir. Hesabını veremeyeceği hiçbir sözü, hiçbir davranışı yoktur. Sadece son 5-6 yıl değil, bütün hayatımız takip altında geçti. Düşmanlarımız bize atabilecekleri en ufak bir çamur bulamadılar. Çareyi sahte belge üretmede, yalan ve iftirada bulmuşlardır.
Saldırıya uğrayan Türkiye’dir. Vatanı savunma cephesinin en önünde olduğumuz için, saldırıdan biz de payımıza düşeni alıyoruz.
Sayın Yargıçlar,
Partimizle ilgili gerçekleri bu vesileyle bir kez daha sizlere sunmuş bulunuyoruz. Bizleri tahliye ederek ve beraatımıza karar vererek sizleri, bu tertibe dur demeye davet ediyorum.
Saygılarımla



Mehmet Bedri Gültekin



 
 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !